|
Selülit üç aşamada gelişen bir patolojidir.
Birinci aşama dolaşım bozukluğu ile başlar. Bunun sonucu damar duvarlarından
sızan serum,doku aralıklarında toplanarak doku demini oluşturur. Ödem bir
taraftan kan ile yağ hücreleri arasındaki iletişimin aksamasına ve yağ
hücrelerinin metabolizmasının bozulmasına yol açarken,diğer taraftan bağ
dokusunun yapısının bozularak, setleşmesine yol açar.
Bunun sonucu elastikiyetini kaybetmiş fibröz bantlarla çevrili, aşırı
büyümüş yağ dokusu hücrelerinden meydana gelmiş nodüller oluşur. Bu İkinci
aşama olup, selülite özgü portakal kabuğu görünümü ile karakterizedir.
Üçüncü aşama ise patolojik sürecin devam etmesi sonucu, nodüllerin birbirine
yapışarak daha büyük nodülleri oluşturması ve cildin kapitone bir görünüm
alması aşamasıdır. Bu aşamada nodüllerin sinirler üzerine basısı nedeniyle
ağrı oluşabilır.
Selülit veya selüloid, her şeyden önce bir hastalık durumu değildir.
Kadınlarda vücudun değişik yerlerinde ortaya çıkabilen, görünümü bozan
estetik bir sorundur. Kalçalar, basen bölgesi ve bacaklar en sık
görüldükleri yerlerdir. Görülen alanın büyüklüğü kişiden kişiye
değişmektedir. Her 100 kadından 80'inde görülmektedir.
Bütün kaynaklarda cildin portakal kabuğu görünümünden söz edilir. Cilt
altındaki bazı yuvarlak nödüllerin (yumrular) cildin pürüzsüzlüğünü
bozmasıdır. Selülit, yağ doku hücrelerinin yapısındaki bazı değişiklikler
nedeni ile yuvarlak yumrulu yapılar haline gelmesi ile oluşur.
Kadınların cilt yapısı erkeklerden farklıdır, daha ince ve narindir.
Hormonal yapılarda da kadın ve erkek farklılık gösterir; östrojen, ciltte
fazla miktarda su tutulmasına neden olur. Yapısal ve hormonal değişiklikler,
kadınlarda selüliti oluştururken, erkeklerde selülit görülmez. Selülit yağ
dokunun miktarı ile ilgili değildir. Çok zayıf kişilerde bile selülit
kendisini gösterebilir. Ailesel faktörün de önemi büyüktür, ailesinde
selülit olan kadınların kendilerinde de selülit görülme olasılığı daha
fazladır.
Selülitin bir gelişimi vardır, erken dönemlerde selülitle baş etmek daha
kolaydır, ilerki dönemlerde çok zordur. Yaş ilerledikçe cilt, hormonların
azalması nedeni ile suyunu kaybeder ve daha ince kuru bir hal alır. Cildin
incelmesi selüliti daha belirgin hale getirir.
Ergenlikle birlikte salgılanmaya başlanan kadın hormonları vücuda kadınsı
bir şekil verirken cilt yapısını ve yağ dokularıda etkiler, selülit bu
yaşlardan itibaren ortaya çıkabilir.
Selülitin tam olarak nasıl oluştuğu bilinmemektedir. Bu konuda kabul gören
yaklaşıma göre selülit, birdenbire oluşmaz. Önceleri selülit oluşacak
bölgelerdeki kan akımı ve kan damarlarında bazı değişiklikler görülmeye
başlanır. Damar duvarlarının geçirgenliği artar. Özellikle de östrojen
hormonunun etkisi ve diğer sebeplerle kanın sıvı kısmı, damarlardan dışarı
sızar. Bu sızıntıyla birlikte, hücreler arası alanda sıvı birikimi olur.
Tıpta, hücreler arasındaki sıvı birikimine "ödem" adı verilir. Vücut,
bölgede biriken sıvıyı, lenf sistemi ile uzaklaştırılmaya çalışır. Biriken
sıvı, bu bölgedeki yağ doku hücrelerini sıkıştırır ve fonksiyonlarını
bozmaya başlar.
Kadın ve erkeğin cilt yapısındaki bir farklılık da ciltaltı dokularıyla,
cildi bağlayan bağ doku elemalarının dağılımıdır. Erkeklerde daha sık ve
kalın bağlantılar bulunurken, kadınlarda daha seyrek ve ince bağlar yeralır.
Kadın cilt yapısındaki bu gevşeklik, selülite eğilimli bölgelerde, daha
fazla sıvı birikmesine ve yumruların oluşmasına neden olur.
Selülit oluşumunu bir çok faktör etkiler. Selülit, ilerleyen bir süreçtir.
Sigara, atardamarlarda büzülmeye neden olan bazı kimyasal maddeler içerir.
Etkisi, özellikle dolaşımı hücresel seviyede bozulmuş olan bölgelerde daha
yoğundur. Bu bölgelere kan daha az gelir. Dolaşımı bozan tek faktör sigara
değildir. Özellikle beslenme rejimimizin kötü olması ve doymuş yağ
kullanımının fazlalığı, damar duvarlarında yağların birikmesine ve damar
sertliği denen "artheroskleroza" neden olmaktadır. Damarlarda bu tür
değişimlerin çok erken yaşlarda başladığı bilinmektedir. Amerikan
Pediatristler Derneği çocuk beslenmesinde 2 yaşından itibaren doymuş
yağların yer almamasını veya çok azaltılmasını önermektedirler. Damarlarda
çok erken yaşlardan itibaren görülmeye başlanan bu değişiklikler, dolaşımı
bozan ciddi bir faktördür. Dolaşımı bozulan bölgedeki yağ hücreleri, normal
yapılarını zamanla kaybedeler (bu hücrelerde zaten çevrelerindeki ödemden
dolayı da fonksiyonlarında bozulma oluşmaktadır), fazla miktarda sıvı
biriktirirler ve nodüler (yumrusal) bir yapı alırlar.
Sıvı biriktirmiş ve fonksiyonları bozulmuş yağ hücreleri, çevrelerindeki
ödem sıvısı, bozulmuş dolaşım ve cilt yapısındaki gevşek bağ dokusu
nedeniyle yumrular oluşturur.
Selülit, damarlardan sıvı sızması ile başlar, ödem oluşur. Ardından yağ doku
hücrelerinde sıvı birikmesiyle, bu bölgedeki dolaşım bozulur ve lenf
sistemi, biriken sıvıyı uzaklaştırmakta yetersiz kalır. Cilt inceldikçe,
ciltteki yumrulu görünüm daha da belirgin bir görünüm alır.
Selülitin ortadan kaldırılabilmesi için olumsuz faktörlerin de ortadan
kaldırılması gerekir.
Selülitle savaşta en önemli nokta erken başlamaktır.
Selülitin varlığını erken dönemde anlamanın yolu, selülitin sık görüldüğü
bölgelerdeki deriyi iki elle sıkıştırmak ve yüzeyi kontrol etmekle olur.
Şüpheli durumlarda veya selülidin varlığında bu konuda uzman bir kişiye
danışın.
Selülit oluşumundaki faktörlerin çokluğu yine selülit ile savaşma
yöntemlerininde çok olmasına neden olmuştur. Bunlardan hangilerinin sizin
için gerekli olduğu, ancak bir uzmanın değerlendirmesinden sonra
saptanabilir. |